Etiket: sarıyer güncel

  • Görevden alındı!

    Görevden alındı!

    Sarıyer’de görevden alınan kamu görevlisi merak konusu oldu!

  • Sarıyer’de yağmur sebebiyle çöken kaldırıma belediye müdahale etmedi

    Sarıyer’de yağmur sebebiyle çöken kaldırıma belediye müdahale etmedi

    Sarıyer’de 3 sene önce kısmen çöken ve müdahale edilmeyen kaldırım, 3 hafta önce yağan yoğun yağmurda biraz daha çöktü. Mahalle sakinleri Sarıyer Belediyesi’nin soruna çözüm bulmadığını, vatandaşlara “Malzemeyi verelim, siz yapın” dediğini iddia etti.

    Sarıyer Tarabya Mahallesi Şalcıgır Caddesi üzerinde, iddiaya göre 3 sene önce yağmurda çöken kaldırım belediye ekiplerince düzeltilmedi. 3 hafta önce yağan yağmurda çökmenin büyümesi ile mahalleli Sarıyer Belediyesi’ne bir kez daha başvurdu. Belediye ekipleri çökmeye müdahale etmezken vatandaşların ısrarı üzerine sadece korkuluk yapmakla yetindi. Vatandaşlar her yağmur yağdığında caddeye kadar etki edecek çökmeden korktuklarını belirtirken, Sarıyer Belediyesi yetkililerinin ’malzemeyi verelim siz yapın’ dediğini, herhangi bir rapor ve inceleme yapılmadığını iddia etti.

    Sarıyer’de yağmur sebebiyle çöken kaldırıma belediye müdahale etmedi

    “Her yağmurda yüreğimiz ağzımızda”

    Her yağmurda tedirgin olduklarını söyleyen mahalle sakini Aslı Nişancı, “Burası Tarabya Mahallesi Şalcıgır Caddesi. Bu yerle 3 yıldır uğraşıyoruz. Küçücük bir yerdi ve her yağan yağmurda çoğaldı. 3 hafta önce ise kaldırımla birlikte büyük bir toprak çökmesi oldu. Sarıyer Belediyesi’ne tüm müracaatları yaptık, mahallemizde imza topladık ve ilettik. Zemin etüdü yapılmasını istedik çünkü çok ciddi bir konu. Buranın altı tamamen boş ve her yağmur yağdığında yüreğimiz ağzımızda. Burası okul yolu ve çok işlek bir yol. Bu çökme kaldırımı aldığı gibi sokağa kadar ilerleyip sokağı da alacak. Şu ana kadar çözüme dair herhangi birşey duymadık. Gelip sadede şu bariyeri yaptılar bir de güzel boyadılar. Acilen buranın yapılması gerekiyor çünkü yağan yağmurlar burada tehlikeyi her an büyütüyor. Basını buraya getiririm diyerek yetkilileri çağırabildik. Hafriyatı zor aldırabildik ve bize ’malzemeyi biz verelim işçiliği siz yapın’ denildi. Sadece bekliyoruz yağan yağmurlar ve zaman bu beklemeyi daha da riskli bir hale getiriyor. 2 bilirkişi davet ettim alt tarafın boş olduğunu gördüler ve durum çok ciddi dediler. Zemin etüdü yapılmadan zaten buraya girilemez biz de buraya giremeyiz. Biz dilekçemizde zemin etüdü için de bir talepte bulunduk. Bize söylenen tek şey ’sorun yok’ ancak bizim elimizde bir rapor yok. Tedirginiz” diye konuştu.

    İHA

  • Simas’tan Sarıyer’e…

    Simas’tan Sarıyer’e…

    Boğaz’daki en eski yerleşim bölgelerinden biri olan semtin ismi antik çağda “Simas” olarak geçer. Tarihsel süreç içinde “Kutsal Ana”, bazı kaynaklarda da “Kutlu/Güzel Akarsu” veya “Kutlu/Güzel Su” anlamında kullanılan “Simas” isminin yanı sıra “Skletrinas”, “Saron” ve Bizans döneminde “Limas” isimleri de kullanılır. Ancak Osmanlı dönemi başlarına dek yaygın olarak “Simas” ismi kullanılmıştır.   

    “Simas” isminin “Sarıyer” ismine dönüşmesi hakkında kesin bir bilgi bulunmazken çeşitli söylenceler bulunmaktadır. Bu söylencelerden biri “Sarıyer” isminin, İstanbul’un fethi sırasında ölen “Sarı Er” lakaplı bir yeniçeriden alınmış olduğuna dayanan söylencedir. Buna göre semtte türbesi bulunan “Sarı Er” zaman içinde “Sarı Baba” ismiyle anılmaya başlar… Söylencelerden bir diğeri de “Sarıyer” isminin bir zamanlar Maden Mahallesi çevresinde altın ve bakır madenlerinin çıkarıldığı sarı renkli yarlardan aldığı ve semtin isminin önce “Sarı Yar”, sonra “Sarı Yeri” ve nihayet “Sarıyer” olarak anılmaya başladığına inanılan söylencedir…

    Bizans döneminin sonuna dek esas yerleşim merkezleri arasında ismi sayılmayan Sarıyer, eski çağlarda daha çok boş arazi ve tepeleri ile bilinir. Bizans İmparatorluğu döneminde semt, kıyı kesimlerinde ayazma, kilise ve limanı bulunan birkaç hanelik köylerin bulunduğu az sayıda yerleşim merkezi ile anılır. Bu küçük köyler eski çağlardan başlayarak balıkçılıkla geçinmekteydi.

    İstanbul’un fethinden sonra Anadolu ve Adalar’dan getirilen göçmenlerin iskân edildiği Sarıyer köyleri zaman içinde inşa edilen liman, cami, hamam, çeşme, konak ve sahilhaneler ile gelişmeye, büyümeye başlar. Evliya Çelebi, Seyahatname isimli eserinde 17. yüzyılda gelişmiş köylerin bulunduğu Sarıyer’i bin kadar bağlı, bahçeli ve mamur haneli bir semt olarak anlatır. İki mahallede Müslümanların, yedi mahallede de Hristiyanların yaşadığı Sarıyer’de Müslüman halkın bağcılıkla, Hristiyan halkın da balıkçılıkla geçimini sağladığını belirtir.

    18. yüzyıldan başlayarak Boğaz’a Karadeniz’den gelebilecek saldırılara karşı savunma mevzileri oluşturulmaya başlanır. I. Abdülhamid’in yaptırdığı Delice Tabya ve III. Selim’in kurdurduğu tahkimatlar bu dönemde inşa edilir. Saray çevresinin yalı ve konaklarının yer almaya başladığı bu dönemde Sarıyer köylerine gayrimüslim ailelerin iskânına izin verilir.

    19. yüzyılda Trakya köylerinden fes ve şayak boyama ustaları, bu sanatı öğretmeleri için İstanbul’a getirilerek bugün Boyacıköy ismini taşıyan Baltalimanı ile Emirgan arasına yerleştirilir. 1877 ile 1888 yılları arasında yapılan, “93 Harbi” olarak da bilinen Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Balkanlar’dan ve Karadeniz’den göçenler ile Sarıyer nüfusu giderek büyümeye başlar.

    19. yüzyıla kadar II. Selim (1566-1574), IV. Murad (1623- 1640), Sarıyer’de av köşkü bulunan IV. Mehmed (1648- 1687), III. Selim (1789-1807) gibi padişahların kışları avlanmak, yazları da dinlence için gittiği Sarıyer, Fındık, Çırçır, Hünkâr, Kestane suları gibi kaynak suları ve koruları ile İstanbul’un mesire yeri olma özelliğini sürdürür. Dönemin yazılı kaynaklarında gayrimüslimlerin yalıları, köşkleri ve bahçeleri ile birlikte eğlence ve sayfiye yeri olarak da anılır. Bu yüzyılda merkezi Pera’da (Beyoğlu) olan büyükelçiliklerin yazlık sefaretlerinin büyük bir kısmının Sarıyer İlçesi sınırlarına inşa edilmesi, Şirket-i Hayriye’nin vapur seferlerinin başlaması ile birlikte İstanbulluların mesire yerlerine, kaynak sularına ziyaretleri bölgenin ünlenmesine neden olur. Tarih İçinde Sarıyer Çayırbaşı Cezayirli Gazi Hasan Paşa Camii, Büyükdere, 1868. 1900’lerin başında Kireçburnu dalyanları. Sarıyer’in tarihi semti Tarabya. Evliya Çelebi, 17. yüzyılda yazdığı Seyahatname isimli kitabında Sarıyer’i bin kadar bağlı, bahçeli ve mamur haneli, iki mahallede Müslümanların, yedi mahallede de Hristiyanların yaşadığı bir semt olarak anlatır.

    20. yüzyılda birbiri ardına gelen I. ve II. Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı, İstanbul’a göçlerin yaşanmasına neden olur. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında Sarıyer merkez ve köylerinde Müslüman nüfus artarken, gayrimüslim nüfus hızla azalır. Sarıyer’in Boğaz kıyılarındaki semtleri 1960’lara kadar daha çok yazın kalabalıklaşan bir sayfiye yeri iken, kara yollarının yapılması ve sahil yolunun genişletilmesiyle birlikte yapılaşma hızla artmaya başlar. Uzun yıllar boyunca bir Boğaz köyü özelliğini koruyan, yazın plaj ve gazinoları ile özellikle hafta sonları mesire yeri olarak seçilen su kaynakları ile ünlenen Sarıyer, hızla değişime uğrayarak bu özelliklerini kısmen kaybeder. Kıyı bölgelerine lüks konutlar, sırtlara ise gecekondu mahalleleri inşa edilir.

    1975 tarihli Boğaziçi Yasası öngörünüm bölgesini korumaya çalışmışsa da kontrolsüz büyüme önlenemez. 1980’lerde yeni yolların yapımıyla artık İstanbul’a çok yakın olan köylere doğa ile iç içe yaşamak için yerleşenlerle birlikte Sarıyer’in konut yapısı ve doğal görünümü değişir.