Beşiktaş Sarıyer İski Şube müdürlüğü’nde teknik şeflik yapan, Eyüpsultan’da Başarılarıyla İz Bırakan Nazlı Uğur, Gaziosmanpaşa İSKİ Şube Müdürü olarak ataması yapıldı. Vatandaş odaklı hizmet anlayışı ve başarılı çalışmalarıyla takdir toplayan Nazlı Uğur’a yeni görevinde başarılar diliyoruz.
Eyüpsultan’da görev yaptığı süre boyunca başarılı çalışmaları ve vatandaş odaklı hizmet anlayışıyla dikkat çeken Uğur, özellikle kırsal mahallelerde yürütülen hizmetler, kurumlar arası koordinasyon ve çözüm odaklı yaklaşımıyla ilçede takdir edilen isimler arasında yer aldı.
Mahalle muhtarlarıyla kurduğu yakın iş birliği, sahadaki ihtiyaçlara gösterdiği hassasiyet ve disiplinli çalışma anlayışıyla öne çıkan Nazlı Uğur, aynı zamanda Eyüpsultan’da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarıyla kurduğu olumlu diyalog sayesinde geniş kesimlerin sevgisini ve saygısını kazandı.
Çalışkanlığı, mütevazı kişiliği ve görevine olan bağlılığıyla tanınan Nazlı Uğur’un, yeni görev yeri olan Gaziosmanpaşa’da da önemli hizmetlere imza atması bekleniyor.
Sariyer Beşiktaş Şube Müdürlüğünde ve Eyüpsultan’da bıraktığı güzel izlerle anılan Nazlı Uğur’a bugüne kadar ilçemize sunduğu hizmetlerden dolayı teşekkür ediyor; Gaziosmanpaşa İSKİ Şube Müdürlüğü görevinde başarılar diliyoruz. Pazartesi günü göreve başlaması bekleniyor.
Sariyerguncel.com olarak Nazlı Uğur’a yeni görevinde üstün başarılar dileriz.
Sarıyer Belediyesi Zabıta Müdürü Murat Aksu, Ordu’nun Ünye ilçesinde meydana gelen zincirleme trafik kazasında yaralandı.
Sarıyer Belediye Başkanı M. Oktay Aksu’nun yeğeni ve Sarıyer Belediyesi Zabıta Müdürü Murat Aksu, Ordu’nun Ünye ilçesinde meydana gelen zincirleme trafik kazasında yaralandı.
Kaza, Ünye Çevre Yolu üzerindeki Yunus Emre Tüneli çıkışında, etkili olan sağanak yağış nedeniyle kayganlaşan yolda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Ordu istikametinden Samsun yönüne seyir halinde olan 34 CHA 716 plakalı hafif ticari araç, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu refüje çarptı.
Kazayı gören ve yaralılara yardım etmek isteyen bir vatandaş, minibüsünü emniyet şeridine park ederek olay yerine müdahale etmek istedi. Bu sırada aynı yönde ilerleyen Sarıyer Belediyesi Zabıta Müdürü Murat Aksu’nun kullandığı otomobil de yağmur nedeniyle kontrolden çıkarak park halindeki minibüse çarptı. Üç aracın karıştığı kazada toplam 6 kişi yaralandı. Yaralılar arasında Murat Aksu’nun aracında bulunan Bahar Aksu, Zümra Aksu ve Serra Aksu ile diğer araçta bulunan Cihan Başaran, Nermin Başaran ve Recai Güven yer aldı.
İhbar üzerine olay yerine sağlık, polis ve jandarma ekipleri sevk edildi. Yaralılar, ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla Ünye Devlet Hastanesi ve çevredeki sağlık kuruluşlarına kaldırılarak tedavi altına alındı.
Kazada yaralanan Serra Aksu’nun durumunun ciddiyetini koruduğu ve hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi. Diğer yaralıların ise tedavilerinin sürdüğü belirtildi. Kaza nedeniyle çevre yolunda trafik bir süre kontrollü olarak sağlanırken, araçların kaldırılmasının ardından ulaşım normale döndü. Yetkililer olayla ilgili inceleme başlatırken, kazanın yoğun yağış ve yolun kayganlaşması nedeniyle meydana geldiği değerlendiriliyor.
Sarıyerguncel.com haber sitesi olarak kazada yaralanan Murat Aksu ve diğer vatandaşlara geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
Sarıyer’de 3 sene önce kısmen çöken ve müdahale edilmeyen kaldırım, 3 hafta önce yağan yoğun yağmurda biraz daha çöktü. Mahalle sakinleri Sarıyer Belediyesi’nin soruna çözüm bulmadığını, vatandaşlara “Malzemeyi verelim, siz yapın” dediğini iddia etti.
Sarıyer Tarabya Mahallesi Şalcıgır Caddesi üzerinde, iddiaya göre 3 sene önce yağmurda çöken kaldırım belediye ekiplerince düzeltilmedi. 3 hafta önce yağan yağmurda çökmenin büyümesi ile mahalleli Sarıyer Belediyesi’ne bir kez daha başvurdu. Belediye ekipleri çökmeye müdahale etmezken vatandaşların ısrarı üzerine sadece korkuluk yapmakla yetindi. Vatandaşlar her yağmur yağdığında caddeye kadar etki edecek çökmeden korktuklarını belirtirken, Sarıyer Belediyesi yetkililerinin ’malzemeyi verelim siz yapın’ dediğini, herhangi bir rapor ve inceleme yapılmadığını iddia etti.
“Her yağmurda yüreğimiz ağzımızda”
Her yağmurda tedirgin olduklarını söyleyen mahalle sakini Aslı Nişancı, “Burası Tarabya Mahallesi Şalcıgır Caddesi. Bu yerle 3 yıldır uğraşıyoruz. Küçücük bir yerdi ve her yağan yağmurda çoğaldı. 3 hafta önce ise kaldırımla birlikte büyük bir toprak çökmesi oldu. Sarıyer Belediyesi’ne tüm müracaatları yaptık, mahallemizde imza topladık ve ilettik. Zemin etüdü yapılmasını istedik çünkü çok ciddi bir konu. Buranın altı tamamen boş ve her yağmur yağdığında yüreğimiz ağzımızda. Burası okul yolu ve çok işlek bir yol. Bu çökme kaldırımı aldığı gibi sokağa kadar ilerleyip sokağı da alacak. Şu ana kadar çözüme dair herhangi birşey duymadık. Gelip sadede şu bariyeri yaptılar bir de güzel boyadılar. Acilen buranın yapılması gerekiyor çünkü yağan yağmurlar burada tehlikeyi her an büyütüyor. Basını buraya getiririm diyerek yetkilileri çağırabildik. Hafriyatı zor aldırabildik ve bize ’malzemeyi biz verelim işçiliği siz yapın’ denildi. Sadece bekliyoruz yağan yağmurlar ve zaman bu beklemeyi daha da riskli bir hale getiriyor. 2 bilirkişi davet ettim alt tarafın boş olduğunu gördüler ve durum çok ciddi dediler. Zemin etüdü yapılmadan zaten buraya girilemez biz de buraya giremeyiz. Biz dilekçemizde zemin etüdü için de bir talepte bulunduk. Bize söylenen tek şey ’sorun yok’ ancak bizim elimizde bir rapor yok. Tedirginiz” diye konuştu.
İstanbul’a bu yıl dikilen 8 milyon lale soğanın açmasıyla parklar renk cümbüşüne ev sahipliği yapmaya başladı. Lale festivali boyunca Emirgan Korusu, Gülhane parkı, Sultanahmet Meydanı, Göztepe 60. Yıl Parkı ve Hıdiv Korusu’nda lale, sümbül, nergis ve muscari ziyaretçilerine seyirlik manzaralar sunacak. Emirgan korusunda festivale vatandaşların ilgisi yoğun oldu. Vatandaşlar gün boyu rengarenk çiçeklerle hatıra fotoğrafları çektirdiler.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından, bu yıl da şehrin tarihi noktalarını rengarenk lalelerle süsledi. Ziyaretçileri Emirgan Korusu, Gülhane Korusu, Sultanahmet Meydanı, Göztepe 60. Yıl Parkı ve Hıdiv Korusu’nda görsel şölen bekliyor.
Park ve meydanlara 158 türden lale soğanı, 7 türden sümbül soğanı, 8 türden nergis soğanı ve muscari soğanı olmak üzere toplamda 7 milyon 962 bin 701 adet soğanlı çiçek dikildi.
İstanbul Sarıyer’de hayata geçirilen 3B (Balıkçılık, Balcılık ve Börekçilik) projesi, ilçede heyecan yarattı. Projeyi, Sarıyer halkına hem meslek hem de kazanç yolu sağlamak amacıyla Sarıyer Kaymakamı Ömer Karaman, yaklaşık 3 yıl önce geliştirdi. Proje kapsamda, Sarıyer deniz kıyısında olduğu için balıkçılık, ilçede orman bol olduğu için balcılık ve ilçenin böreği meşhur olduğu için börekçilik seçildi.
EV HANIMLARI TALİP
İlk olarak balıkçılık sonra da balcılık uygulamaya kondu. Önceki gün de börekçilik için ilk adım atıldı. Sarıyer Kaymakamlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ortaklaşa yürüttüğü “Sarıyer Böreği Hazırlama ve Kadın Girişimciliği Projesi” Atatürk Mesleki Eğitim Merkezi’nde düzenlenecek törenle resmen başlayacak. Sarıyer böreğinin yaygınlaştırılmasını ve Türkiye geneline yayılmasını sağlamayı amaçlayan projeyle, kadın istihdamının artırılmasına katkı sağlanacak. Belirlenen 100 ev hanımı, iki buçuk ay boyunca, 92 saat eğitime tabii tutulacak. Başlangıç eğitiminin sonunda ise katılımcılara sertifika verilecek. Sarıyer böreğinin bir marka olduğunu belirten ve üç yıldır görevde bulunan Karaman, “Proje, geçtiğimiz hafta İSMEK’te 50 kursiyerin katılımıyla başladı. Başlangıç eğitiminde kursiyerlere temel eğitim verilecek ve insanlar bu konuda yetiştirilecek. Başlangıç eğitiminin ardından ikinci aşamada ise İŞ-KUR ve KOSGEB ile birleşerek projeyi genişletmeyi düşünüyoruz. İkinci aşama ise 300-400 saatten oluşacak ve daha geniş kapsamlı olacak” dedi.
BAL TESİSİ KURULACAK
İlçede daha önce de balık restoranlarına hak ettiği değeri kazandıracak, onları canlandıracak ve ilçeye katma değer yaratacak balıkçılık projesi hayata geçirildi. Balık restoran sahipleriyle toplantılar yapılarak platform oluşturuldu. Sorunlara çözümler bulundu. Balıkçılıkta önde olan Norveçli uzmanlardan eğitim hedeflendi. Balcılık için ise Sarıyer bölgesindeki 9 bin 500 hektar orman alanında, 8 adet orman köyünde arıcılıkla uğraşan 150 aile belirlendi. Kurslar açıldı ve 163 kursiyere sertifika verildi. Kaymakamlık ve İlçe Tarım Müdürlüğü kanalıyla arıcılar, bir araya getirildi. Tarımsal Kalkınma Kooperatifi kuruldu. Kooperatif tarafından en kısa zamanda günlük kapasitesi 1 ton bal paketleme tesisi kurulması hedefleniyor. Tarımsal Kalkınma Kooperatifi adına 650 adet arılı kovan alınarak arı kolonisi farklı bölgelere yerleştirildi.
Boğaz’daki en eski yerleşim bölgelerinden biri olan semtin ismi antik çağda “Simas” olarak geçer. Tarihsel süreç içinde “Kutsal Ana”, bazı kaynaklarda da “Kutlu/Güzel Akarsu” veya “Kutlu/Güzel Su” anlamında kullanılan “Simas” isminin yanı sıra “Skletrinas”, “Saron” ve Bizans döneminde “Limas” isimleri de kullanılır. Ancak Osmanlı dönemi başlarına dek yaygın olarak “Simas” ismi kullanılmıştır.
“Simas” isminin “Sarıyer” ismine dönüşmesi hakkında kesin bir bilgi bulunmazken çeşitli söylenceler bulunmaktadır. Bu söylencelerden biri “Sarıyer” isminin, İstanbul’un fethi sırasında ölen “Sarı Er” lakaplı bir yeniçeriden alınmış olduğuna dayanan söylencedir. Buna göre semtte türbesi bulunan “Sarı Er” zaman içinde “Sarı Baba” ismiyle anılmaya başlar… Söylencelerden bir diğeri de “Sarıyer” isminin bir zamanlar Maden Mahallesi çevresinde altın ve bakır madenlerinin çıkarıldığı sarı renkli yarlardan aldığı ve semtin isminin önce “Sarı Yar”, sonra “Sarı Yeri” ve nihayet “Sarıyer” olarak anılmaya başladığına inanılan söylencedir…
Bizans döneminin sonuna dek esas yerleşim merkezleri arasında ismi sayılmayan Sarıyer, eski çağlarda daha çok boş arazi ve tepeleri ile bilinir. Bizans İmparatorluğu döneminde semt, kıyı kesimlerinde ayazma, kilise ve limanı bulunan birkaç hanelik köylerin bulunduğu az sayıda yerleşim merkezi ile anılır. Bu küçük köyler eski çağlardan başlayarak balıkçılıkla geçinmekteydi.
İstanbul’un fethinden sonra Anadolu ve Adalar’dan getirilen göçmenlerin iskân edildiği Sarıyer köyleri zaman içinde inşa edilen liman, cami, hamam, çeşme, konak ve sahilhaneler ile gelişmeye, büyümeye başlar. Evliya Çelebi, Seyahatname isimli eserinde 17. yüzyılda gelişmiş köylerin bulunduğu Sarıyer’i bin kadar bağlı, bahçeli ve mamur haneli bir semt olarak anlatır. İki mahallede Müslümanların, yedi mahallede de Hristiyanların yaşadığı Sarıyer’de Müslüman halkın bağcılıkla, Hristiyan halkın da balıkçılıkla geçimini sağladığını belirtir.
18. yüzyıldan başlayarak Boğaz’a Karadeniz’den gelebilecek saldırılara karşı savunma mevzileri oluşturulmaya başlanır. I. Abdülhamid’in yaptırdığı Delice Tabya ve III. Selim’in kurdurduğu tahkimatlar bu dönemde inşa edilir. Saray çevresinin yalı ve konaklarının yer almaya başladığı bu dönemde Sarıyer köylerine gayrimüslim ailelerin iskânına izin verilir.
19. yüzyılda Trakya köylerinden fes ve şayak boyama ustaları, bu sanatı öğretmeleri için İstanbul’a getirilerek bugün Boyacıköy ismini taşıyan Baltalimanı ile Emirgan arasına yerleştirilir. 1877 ile 1888 yılları arasında yapılan, “93 Harbi” olarak da bilinen Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Balkanlar’dan ve Karadeniz’den göçenler ile Sarıyer nüfusu giderek büyümeye başlar.
19. yüzyıla kadar II. Selim (1566-1574), IV. Murad (1623- 1640), Sarıyer’de av köşkü bulunan IV. Mehmed (1648- 1687), III. Selim (1789-1807) gibi padişahların kışları avlanmak, yazları da dinlence için gittiği Sarıyer, Fındık, Çırçır, Hünkâr, Kestane suları gibi kaynak suları ve koruları ile İstanbul’un mesire yeri olma özelliğini sürdürür. Dönemin yazılı kaynaklarında gayrimüslimlerin yalıları, köşkleri ve bahçeleri ile birlikte eğlence ve sayfiye yeri olarak da anılır. Bu yüzyılda merkezi Pera’da (Beyoğlu) olan büyükelçiliklerin yazlık sefaretlerinin büyük bir kısmının Sarıyer İlçesi sınırlarına inşa edilmesi, Şirket-i Hayriye’nin vapur seferlerinin başlaması ile birlikte İstanbulluların mesire yerlerine, kaynak sularına ziyaretleri bölgenin ünlenmesine neden olur. Tarih İçinde Sarıyer Çayırbaşı Cezayirli Gazi Hasan Paşa Camii, Büyükdere, 1868. 1900’lerin başında Kireçburnu dalyanları. Sarıyer’in tarihi semti Tarabya. Evliya Çelebi, 17. yüzyılda yazdığı Seyahatname isimli kitabında Sarıyer’i bin kadar bağlı, bahçeli ve mamur haneli, iki mahallede Müslümanların, yedi mahallede de Hristiyanların yaşadığı bir semt olarak anlatır.
20. yüzyılda birbiri ardına gelen I. ve II. Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı, İstanbul’a göçlerin yaşanmasına neden olur. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında Sarıyer merkez ve köylerinde Müslüman nüfus artarken, gayrimüslim nüfus hızla azalır. Sarıyer’in Boğaz kıyılarındaki semtleri 1960’lara kadar daha çok yazın kalabalıklaşan bir sayfiye yeri iken, kara yollarının yapılması ve sahil yolunun genişletilmesiyle birlikte yapılaşma hızla artmaya başlar. Uzun yıllar boyunca bir Boğaz köyü özelliğini koruyan, yazın plaj ve gazinoları ile özellikle hafta sonları mesire yeri olarak seçilen su kaynakları ile ünlenen Sarıyer, hızla değişime uğrayarak bu özelliklerini kısmen kaybeder. Kıyı bölgelerine lüks konutlar, sırtlara ise gecekondu mahalleleri inşa edilir.
1975 tarihli Boğaziçi Yasası öngörünüm bölgesini korumaya çalışmışsa da kontrolsüz büyüme önlenemez. 1980’lerde yeni yolların yapımıyla artık İstanbul’a çok yakın olan köylere doğa ile iç içe yaşamak için yerleşenlerle birlikte Sarıyer’in konut yapısı ve doğal görünümü değişir.